Tüm Mezunlar
Sesli Anlatım
Mezunlar - Sesli Anlatım
Mezunlar - Sesli Anlatım

Zeki Alasya
Zeki Alasya, bir Osmanlı sadrazamı olan Kâmil Paşa'nın yeğeni olarak 18 Nisan 1943 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Robert Koleji'nden mezun olan Alasya, eğitim sürecinde aldığı kaliteli ve disiplinli eğitim, onun sanat hayatında önemli bir temel oluşturdu. Bu saygın kurumdan alınan eğitimin birçok fırsatı beraberinde getirdiği bilinciyle, genç yaşta sanat dünyasına adım attı. 1959 yılında MTTB tiyatrosunda amatör olarak başladığı tiyatro hayatı, Alasya'nın yeteneğinin ve sevgisinin bir göstergesiydi. Tiyaatro dünyasında Arena, Genar ve Ulvi Uraz gibi önemli tiyatrolarda çalışma fırsatı buldu. Ancak en etkili projelerinden biri, Haldun Taner, Metin Akpınar ve Ahmet Gülhan ile birlikte kurduğu Devekuşu Kabare Tiyatrosu oldu. 1973 yılında sinema dünyasına adım atan Alasya, Metin Akpınar ile oluşturduğu ikili, Türk sinemasında büyük bir etki yarattı. Bu ikili, birçok filmde yer alarak Türk sinemasını şekillendiren isimlerden oldu. 1998 yılında Kültür Bakanlığı'ndan Devlet Sanatçısı unvanını alması, Alasya'nın sanata olan etkisini ve başarısını kanıtlıyor. Alasya, Türk sinemasında birçok unutulmaz film ve karaktere hayat verdi. Salak Milyoner, Köyden İndim Şehire, Güler Misin Ağlar Mısın, Nereye Bakıyor Bu Adamlar, Hasip ile Nasip gibi filmlerle birlikte geniş kitlelere ulaştı ve bir neslin aklında yer edindi. Türk sinemasına olan etkisi, komedyen olarak kazandığı ün ve sevgi ile taçlandı. Kariyerinin son dönemlerinde, daha çok dizi projelerinde yer alarak genç nesillerle de bağlantı kurmayı başardı. Zeki Alasya'nın hayat hikayesi, gençlere ve ebeveynlere, hedeflerine ulaşmak için gereken azim ve tutkunun ne olduğunu gösterebilir. Başarıya giden yolun kolay olmadığını, ancak disiplinli, kararlı ve tutkulu olanların bu yolda ilerleyebileceğini bizlere öğretiyor. Alasya, zorluklara rağmen hedeflerinin peşinden koşarak ve sanata olan aşkını hiçbir zaman kaybetmeyerek büyük başarılar elde etmiş, kalbimizde taht kurmuş bir sanatçıdır. Maalesef 2015 yılında 72 yaşında hayatını kaybeden Zeki Alasya, ardında bıraktığı zengin sanat mirası ile hatırlanıyor. Ancak onun hayat hikayesi, gençlere ve ebeveynlere, hedeflere ulaşmanın ve hayalleri gerçekleştirmenin mümkün olduğuna dair umut ve ilham veriyor.

Robert Koleji
Oyuncu

Kadir İnanır
Kadir İnanır, Türk sinemasının en önemli isimlerinden biri olan usta bir aktör ve yönetmendir. 1949 doğumlu olan İnanır, 120'nin üzerinde filmde rol alarak kariyerinde kalıcı bir iz bırakmıştır. Kadir İnanır, eğitim hayatına Haydarpaşa Anadolu Lisesi'nde başladı. Sanata olan ilgisi ve sinema sevgisi, bu okul döneminde şekillenmeye başladı. Bu dönem, sanatla ilişkisi ve sinemaya olan bakış açısının temelini attı. Liseden sonra İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ne kaydoldu ancak burada okurken futbola olan ilgisi arttı ve Fenerbahçe futbol takımının alt yapısında yer aldı. Ancak sinemaya olan tutkusu onu seçim yapmak zorunda bıraktı ve futbol kariyerini sonlandırarak tamamen sinemaya yöneldi. 1967 yılında sinemaya adım atan İnanır, Türk sinemasının aranan yüzlerinden biri haline geldi. Dram, aksiyon ve romantik komedi gibi birçok farklı türde filmde rol alırken, farklı karakterlere başarıyla hayat verdi. "Kara Gözlüm", "Dila Hanım" ve "Baba" gibi unutulmaz filmlerde rol alarak Türk sinema tarihinde önemli bir yere sahip oldu. Haydarpaşa Anadolu Lisesi, Kadir İnanır'ın sanat dünyasına adım atmasında ve aktörlük yeteneklerini geliştirmesinde önemli bir rol oynadı. Bu okul, ona sadece akademik disiplini ve eleştirel düşünme becerilerini değil, aynı zamanda sanata ve sinemaya olan ilgisini de geliştirdi. Kadir İnanır, Türk sinemasının önemli isimlerinden biri olarak hatırlanacak ve Haydarpaşa Anadolu Lisesi onun bu başarısında önemli bir rol oynamıştır.

Haydarpaşa Anadolu Lisesi
Oyuncu

Cemre Baysel
"Yeşil Deniz"ten "Güller ve Günahlar"a uzanan kariyeriyle ekranların sevilen yüzü oldu

Buca Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi
Oyuncu

Abidin Dino
Abidin Dino, modern Türk resminin öncüleri den biriydi, kalbindeki aşk ve tutkuyla geleneksel çizgilerden saparak sanatını yeniliklerle süslemeyi başardı. Sanat dünyasının tüm alanlarına hakim olan Dino, sadece ressam olarak tanınmakla kalmayıp, karikatürist, yazar ve film yönetmeni olarak da adını duyurmuştur. Dino, 23 Mart 1913'te İstanbul'da doğdu. Ailesi, doğumundan hemen sonra Cenevre'ye ve ardından Fransa'ya taşındı. Bu nedenle genç Abidin, çocukluğunu ve gençliğini farklı kültürlerle tanışarak ve onları içselleştirerek geçirmiştir. Bu, sanatını ve vizyonunu doğrudan etkileyen çok önemli bir faktördür. 1925 yılında ailesi ile birlikte İstanbul'a dönüş yaptı ve prestijli Robert Koleji'nde öğrenim görmeye başladı. Ancak anne ve babasının ard arda ölümü ve sanata olan yoğun ilgisi nedeniyle eğitimini yarıda bıraktı. Ancak bu, onun başarısını engellemedi, tam tersine ona kendini sanatına tamamen adama fırsatı verdi. İlk çizimleri ve yazıları çok genç bir yaşta yayınlandı ve yetenekli bir ressam olarak kabul edildi. Abidin Dino, çağdaş Türk resmine yön veren D Grubu ve Yeniler Grubu gibi sanat topluluklarının öncülerinden oldu. Türkiye'nin yanı sıra Fransa, Cezayir, ABD gibi ülkelerde eserleri sergilendi ve uluslararası alanda tanındı. Abidin Dino'nun hayatı, resimlerinde olduğu kadar, yaşamı boyunca karşılaştığı zorlukları aşma ve sanatını dünya çapında tanıtma hikayesidir. Ülkesinde sürgünde yaşamasına rağmen, hiçbir zaman hedeflerinden sapmadı ve başarıya ulaştı. Öğrenciler için Abidin Dino'nun hikayesi, tutkunu olduğunuz şeyi yapmak için her zaman bir yol olduğunu ve başarıya ulaşmanın her zaman geleneksel yollarla olmak zorunda olmadığını anlatıyor. Eğer bir şeye inanıyorsanız ve bu konuda tutkuluysanız, başarı kaçınılmazdır.

Robert Koleji
Sanatçı

Halikarnas Balıkçısı
Halikarnas Balıkçısı, bilinen gerçek adıyla Cevat Şakir Kabaağaçlı, 1890'da Girit'te doğan ve yaşamı boyunca aşkla bağlı olduğu Bodrum'u dünya edebiyatına kazandıran özgün bir yazarımızdır. 1973 yılında hayatını kaybetti, ancak eserleri ve Bodrum'a olan ölümsüz sevgisi günümüzde de canlıdır. Cevat Şakir, Osmanlı'nın saygın bir ailesine mensup olarak dünyaya geldi. Altı çocuklu bir ailenin en büyüğüydü ve ailedeki her bireyin sanata olan yeteneği ve ilgisi dikkat çekiciydi. Kardeşlerinden Fahrelnisa ve Aliye resim ve gravür alanında büyük başarılar elde etti. Bu ailenin yetenekli üyeleri arasında, Türk kadın seramik sanatının önemli temsilcilerinden Füreya Koral ile ünlü ressam Nejad Melih Devrim ve tiyatrocu Şirin Devrim de bulunuyordu. İlköğrenimini Büyükada'da tamamladıktan sonra Robert Koleji'ndeki lise öğrenimini tamamladı ve ilk yazısı İkdam gazetesinde yayımlandı. Cevat Şakir, Robert Koleji'nde edindiği bilgi ve deneyimlerle, edebiyat dünyasına ilk adımını attı. Ailesinin ısrarıyla Oxford Üniversitesi’nde tarih öğrenimi gördü, ancak asıl aşkı denizdi. 1913’te İtalyan bir hanımla evlenerek İtalya’da resim öğrenimi gördü. Ancak memleketi İstanbul'a döndüğünde, ailesiyle yaşadığı maddi ve manevi sıkıntılar, hayatının seyrini değiştirdi. Babası, Mehmed Şakir Paşa'nın vefatı sonrasında adalet önüne çıktı ve 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı. Ancak hastalığı sebebiyle cezasının sadece yedi yılını çekti ve hapisten tahliye edildi. 1925 yılında, bir hikayesi sebebiyle tekrar yargılandı ve 'isyana teşvik' suçundan Bodrum'a sürgüne gönderildi. Ancak bu sürgün, yaşamında yeni bir sayfa açılmasını sağladı. Kendini tamamen Bodrum'a ve yazılarına adadı. Bodrum'un Antik Çağ'daki adı olan Halikarnas'ı mahlas olarak benimseyen Cevat Şakir, Bodrum'da balıkçılık yaparak doğa ile iç içe bir yaşam sürdü. Bodrum'daki hayatını ve denizciliği, eserlerine başarılı bir şekilde yansıttı ve Bodrum'un eşsiz güzelliklerini bütün dünyaya duyurdu. Halikarnas Balıkçısı, yaşamı boyunca üç kez evlendi ve bu evliliklerden beş çocuğu oldu. Çocuklarının eğitimleri için İzmir'e taşınmasına rağmen, her zaman Bodrum'a dönme özlemi içindeydi. Halikarnas Balıkçısı'nın hayatı, zorlukların üstesinden gelmenin, sevdiğin şeyi yapmanın ve hayallerine bağlı kalarak başarıya ulaşmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Edebiyat dünyasındaki başarıları ve Bodrum'a olan sevgisi onu unutulmaz kılan en önemli özelliklerinden. Bodrum'a olan sevgisi ölümünden sonra bile devam eden Halikarnas Balıkçısı'nın hikayesi, gençlere ve ebeveynlere, yaşamda aşkınızı bulmanın, hayallerinizi sürdürmenin ve zorlukların üstesinden gelmenin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Çünkü yaşam, her zaman sevdiğimiz şeyleri yapma fırsatını bize sunmaz, fakat Halikarnas Balıkçısı bunu başarmanın mümkün olduğunu göstermiştir.

Robert Koleji
Yazar

Merve Kavakçı
Merve Safa Kavakcı, Türkiye'de tanınmış bir akademisyen, siyasetçi ve diplomat olarak bilinir. 1968 yılında Ankara'da doğdu ve TED Ankara Koleji'nde eğitim gördü. Bu okul, çok sayıda başarılı mezun vermiş, kurumun eğitim standardı ve disiplini hayatları boyunca mezunlarına yön vermiştir. Kavakcı, TED Ankara Koleji'nde aldığı eğitim sonrasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne girdi, ancak başörtüsü yasağı nedeniyle okuldan ayrıldı. Daha sonra ABD'ye giderek Texas Üniversitesi'nde Bilgisayar Mühendisliği eğitimi aldı. Merve Kavakcı'nın siyasi kariyeri, 1999'da Fazilet Partisi'nden İstanbul milletvekili olarak seçilmesiyle başladı. Ancak, TBMM'deki ant içme törenine başörtülü geldiği için büyük bir tartışma konusu oldu ve meclisten çıkarıldı. Ayrıca, ABD vatandaşı olduğunu bildirmediği için Türk vatandaşlığından çıkarıldı. 1999 yılında ABD'ye yerleşti ve George Washington Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Daha sonra Üsküdar Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde öğretim üyeliği yaptı. Bunun yanı sıra, aynı üniversitenin Postkolonyal Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (PAMER) Müdürlüğünü de yürüttü. Kavakcı'nın TED Ankara Koleji'nde aldığı eğitimin, onun siyasi ve akademik kariyerine katkısı büyük olmuştur. Bu eğitim, onun mücadeleci ruhu ve geniş vizyonuyla, tartışmalı bir siyasi geçmişi olsa da, kendi çizdiği yol boyunca ilerleyebilmesine olanak sağlamıştır.

TED Ankara Koleji
Siyaset

Sadri Alışık
Sadri Alışık, Türk tiyatro ve sinema sektörünün en sevilen ve en saygı gören simalarından biriydi. Sıcaklığı, cana yakınlığı ve samimiyetiyle hemen herkesin kalbini kazanan Alışık, özellikle komedi ve drama dallarında sunduğu etkileyici performanslarla tanınır. İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun olan Sadri Alışık, tiyatro ve sinemaya olan tutkusunu genç yaşlarda keşfetti. Eğitim hayatı boyunca birçok etkinlik ve tiyatro oyununda önemli roller aldı. Ancak gerçek başarısı, yeteneğini ve aşkını daha geniş kitlelere ulaştırma arzusuyla profesyonel tiyatro ve sinema dünyasına adım atmaya karar vermesinden sonra geldi. Sadri Alışık, eşsiz komedi yeteneği ve doğal performanslarıyla Türkiye'nin en sevilen aktörlerinden biri hâline geldi. Gösterişten uzak, samimi oyunculuk kabiliyeti ve bir dönemin sosyal yaşamına dair hikayeleri anlatma becerisi, onu herkesin hayranlıkla hatırladığı efsane bir figür yapmaya yetti. Sadri Alışık, Türk sinema ve tiyatrosunun tarihinde silinmez bir iz bıraktı. Hafızalardaki yerini koruyan unutulmaz rolleri, insanları güldürmesi ve aynı zamanda düşündürmesi, onun hâlâ saygı ve sevgi ile anılmasını sağlıyor. İstanbul Erkek Lisesi mezunu olmanın yanı sıra, Alışık'ın hayatı ve kariyeri başarıyı elde etmek için eğitim ve tutkunun önemini vurgulayan bir örnektir.

İstanbul Erkek Lisesi
Oyuncu

Oya Baydar
Oya Baydar, Türkiye'nin tanınmış yazar, gazeteci ve sosyologlarından biridir. 3 Temmuz 1940'ta İstanbul’da dünyaya gelen Baydar, çocukluğunu Anadolu’nun farklı yerlerinde geçirdi. Ortaokul ve lise öğrenimini ise prestijli Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nde tamamladı. Lise yıllarında yazdığı ilk romanlarını Hürriyet gazetesinde tefrika edilen Baydar, bu süreçte edebiyat ve sosyoloji konusundaki yeteneklerini ortaya koydu. Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde tamamlamasının ardından bu alanda ciddi bir kariyer yapma kararı aldı. Baydar'ın sosyal bilinçlenme süreci ise genç yaşlarda başladı ve bu durumu yaşamının her alanına taşıdı. Bu süre zarfında Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) üyesi olarak aktif siyasi hayatın içerisinde yer aldı. Ancak 1971'deki 12 Mart Darbesi sırasında sosyalist kimliği nedeniyle tutuklandı ve akademik hayatına ara vermek zorunda kaldı. Sonraki yıllarda kendisini yazmaya adayan Oya Baydar, Türkiye’nin yakın tarihteki sosyal ve siyasal olaylarına dair önemli eserler kaleme aldı. Sürgün yıllarını da anlattığı 'Elveda Alyoşa' adlı eseriyle 1991 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. 1990'lı yıllardan itibaren birçok öykü ve roman yayınlayarak, çok sayıda ödül kazandı ve sevilen bir yazar oldu. Oya Baydar, sadece edebiyat dünyasında değil, sosyal yaşamda da etkin olarak yer almayı sürdürdü. T24 internet gazetesinde yazmaya devam eden Baydar'ın ardındaki ilham verici hikaye, gençlerin hayallerini gerçekleştirme konusundaki azimlerini ateşlemekte ve onlara farklı alanlarda başarılı olabileceklerini göstermektedir.

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi
Yazar

Behçet Necatigil
Behçet Necatigil, Türk şiirinin en önde gelen isimlerinden biridir. Farklı edebiyat dallarında verdiği eserlerin yanı sıra birçok çeviri ve uygulama işiyle edebiyat dünyasına büyük katkılarda bulunmuştur. Necatigil, aynı zamanda öğretmenliğiyle de tanınmıştır ve uzun öğretmenlik kariyerinin en uzun bölümünü Kabataş Erkek Lisesi'nde geçirmiştir. Behçet Necatigil (doğum adıyla Mehmet Behçet Gönül), 16 Nisan 1916'da İstanbul'un Fatih ilçesinde dünyaya geldi. Kastamonu Erkek Muallim Tatbikat Mektebi'nde ilköğrenimini tamamladıktan sonra Kastamonu Lisesi'nde ortaöğrenimine başladı. Ancak sağlık sorunları nedeniyle öğrenimine bir süre ara verdi ve ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındı. Behçet Necatigil'in orta ikinci sınıftan itibaren eğitimine devam ettiği yer Kabataş Erkek Lisesi olmuştur. Burada daha çok şekillenen yazma tutkusu, onun edebiyat alanında gelecekte çıkacak başarısının habercisi olmuştur. Lise yıllarında yazdığı "Gece ve Yas" adlı şiir, edebi metin değerinde ilk yayımlanan şiiri oldu. Lise eğitiminden sonra Necatigil Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde yükseköğrenim gördü. Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ali Nihat Tarlan gibi önemli şahsiyetlerin öğrencisi olmuştur. 1940 yılında öğretmenlik kariyerine başladı. Öğretmenliğe başlamasının ardından iklim koşulları ve sağlık sorunları nedeniyle birçok yeri dolaştı, ancak en uzun süre 1945-1952 ve 1956-1960 dönemleri arasında öğretmenlik yaptığı Kabataş Erkek Lisesi'nde görev yaptı. Burada yetiştirdiği birçok öğrenci, Necatigil'in etkisi altında kendi edebi kariyerlerine adım attı. Hayatı boyunca şiirler yazan ve çeviriler yapan Necatigil, aynı zamanda "Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü" ve "Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü" gibi önemli eserlere imza attı. 1960'ta Çapa Eğitim Enstitüsü'ne atandı ve 1972'de buradan emekli oldu. Necatigil, 13 Aralık 1979'da hayatını kaybetti. Anısına ailesi tarafından her yıl verilen Behçet Necatigil Şiir Ödülü kuruldu. Başta Kabataş Erkek Lisesi olmak üzere birçok yerde onun adı yaşatılmaktadır.

Kabataş Erkek Lisesi
Yazar

Seyyal Taner
Seyyal Taner (d. 28 Eylül 1952, Şanlıurfa), Türkiye'nin en renkli ve enerjik seslerinden biridir. Türk pop ve rock müziğine unutulmaz bir katkı sağlamış, sahnelere farklılık getirmiştir. Öyle ki, Seyyal Taner sadece şarkı söyleyen bir vokalist olmanın ötesine geçmiştir. Dönemin koşulları içinde bir ilki gerçekleştirerek dansçılarıyla birlikte sahneye çıkmış, hem dans etmiş hem de şarkı söyleyebilmiştir. Ve bu yeteneklerini en iyi şekilde kullanarak, alaturka gazino kültürüne modern bir dokunuşla rock müziğini getirmiştir. İlginç sesi ve dikkat çeken kıyafetleriyle her zaman gündemde olmayı başarmıştır. Türk pop-rock müziğinin yerinde duramayan, asi, sıra dışı ve cesur sanatçısıdır. Seyyal Taner, bu başarılarına ve kültürler arası köprü kurmaya yönelik çabalarına rağmen, asla köklerini unutmamıştır. Kendisi, Farsça'da "akıcı olan" anlamına gelen "Seyyal" ismini taşır. Seyyal Taner'in müzik yolculuğunda eğitim hayatının da önemli bir payı vardır. İlköğretiminden itibaren hayatına İstanbul'da devam eder. Robert Koleji'nde eğitimini tamamlar. Okul yılları boyunca müziğe olan ilgisi ve yeteneği sayesinde İstanbul Devlet Konservatuvarı'nda bale eğitimi almıştır. Bu eğitimler, Seyyal Taner'in sahnede göstermiş olduğu dans kabiliyetini beslemiştir. Robert Koleji'nden mezun olduktan sonra bir güzellik yarışmasında 3. olmuştur. Bu başarı onun kariyerinde başarılı bir dönemin başlangıcını işaret etmiştir. Seyyal Taner'in eğitim aldığı Robert Koleji, onun müzik anlayışına ve kariyerine katkıda bulunan bir başka etkendir. Robert Koleji, disiplinli ve zorlu eğitim programları ile bilinen bir okuldur. Seyyal Taner'in hayat hikayesi, başarı için ilgi, yetenek, eğitim ve çalışmanın bir araya gelmesinin önemini vurgular. Kendi sıradışı yolunu çizerek Türk pop-rock müziğine farklı bir boyut kazandıran bu sanatçının başarı hikayesi, gençler ve aileleri için ilham kaynağı olabilir. Siz de ilgi ve yeteneklerinizi keşfederseniz, eğitiminizi ve bilginizi kullanarak, kendi başarı hikayenizi yazabilirsiniz. Seyyal Taner gibi, belki siz de kendi alanınızda bir ilki gerçekleştirirsiniz. Her ne olursa olsun, unutmayın, başarı asla tesadüf değildir; yetenek, ilgi, eğitim ve çok fazla çalışma gerektirir.

Robert Koleji
Oyuncu

Gazanfer Özcan
Saim Gazanfer Özcan, 1931 yılında İstanbul'da doğdu. Bir taraftan ilkokulu Cihangir Firuzağa'da, ortaokulu Beyoğlu'nda sürdürürken, diğer yandan da minik yüreğiyle tiyatroya ilk adımlarını attı. Lise hayatına Vefa Lisesi'nde devam ederken, o dönemde oynadığı "Hisse-i Şayia" adlı oyunda sivrildi ve tiyatro dünyasına adını kazıdı. Vefa Lisesi, bu başarılı sanatçının hayatında önemli bir rol oynadı, yeteneğini keşfetmesine ve geliştirmesine yardımcı oldu. İstanbul Şehir Tiyatroları'nın çocuk bölümüne katılan Özcan, genç yaşta sahne tozu yutmaya başladı. 1955 yılında Komedi Tiyatrosu'nda oynadığı "Mahallenin Romanı" isimli oyun, onun sanat yaşamındaki en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Bu oyunda sahneye çıkıp başarı gösterdi ve kadroya girdi. Gösterdiği bu başarı, bir çocuk olan Gazanfer Özcan'ın yetişkin oyunlarında da görev almasının önünü açtı. Özcan, 1960'lı yıllarda çok sayıda sinema filminde yer alarak kariyerine başarıyla devam etti. 1962'de Gönül Ülkü ile evlenerek "Gönül Ülkü - Gazanfer Özcan Tiyatrosu"nu kurdu. Bu dönem, kariyerinde yeni bir sayfa açtı. 2000 yılında "Komser Şekspir" filmi ile sinemaya geri dönüş yaptı ve seyirciye unutulmaz performanslar sundu. Özellikle Kuruntu Ailesi dizisindeki Hüsnü Kuruntu ve Avrupa Yakası dizisindeki Tahsin Bey karakterleriyle tanındı ve sevildi. Rol aldığı pek çok yapımda ailenin babası karakterini üstlenerek 2004-2009 yılları arasında Avrupa Yakası dizisinde 6 sezon boyunca başrolde yer aldı. 1998 yılında Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığınca verilen Devlet Sanatçısı unvanına layık görülen Gazanfer Özcan, sinema ve tiyatrodaki başarılarıyla gençlere ilham veriyor. Gazanfer Özcan'ın başarı hikayesi, genç nesillere azim, çalışkanlık ve tutkunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Özcan, yeteneğini keşfettiği Vefa Lisesi'nden aldığı eğitimle hayatına yön vermiş ve hedeflerine ulaşmayı başarmış bir örnek. Gençler ve aileleri için, hayallerine tutkuyla bağlı kalarak, çalışarak ve azimle ilerleyen bir yaşam örneği sunuyor.

Vefa Lisesi
Oyuncu

Müjdat Gezen
Müjdat Gezen; tiyatro, sinema ve dizi alanlarında başarılı bir oyuncu olmanın yanı sıra bir şair ve eğitmendir. 29 Ekim 1943 tarihinde İstanbul Fatih'te dünyaya gelen Gezen, sanata olan aşkı ve yeteneği sayesinde kısa sürede adını geniş kitlelere duyurmayı başarmıştır. Çocukluğunda ilk kez sahneye çıktığı 1953 yılından bu yana, Gezen; Türk tiyatrosuna, sinemasına ve televizyon dünyasına değerli eserler katmıştır. Ayrıca, ilk şiirlerini çocukken yazmış ve Doğan Kardeş dergisinde yayımlanma başarısını elde etmiştir. Bu erken yaşta elde ettiği başarısı, onun yılmadan, durmadan çalışan biri olduğunun göstergesidir. Bir Vefa Lisesi mezunu olan Gezen, öğrencilik yıllarındaki azmi ve çalışkanlığı ile de bilinir. Gezen, Türkiye'nin saygın okullarından biri olan Vefa Lisesi’nde aldığı eğitimin onun sanat hayatında büyük bir etkisi olduğunu belirtmiştir. Müjdat Gezen'in başarı dolu yaşamında bir diğer önemli adım ise 1962'de ilk filmini çekmesi olmuştur. Daha sonra sanat çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla 1968'de ilk özel tiyatrosunu açmış ve bununla kalmayıp 1982'de bir yayınevi de kurmuştur. Gezen, ömrünü sanata adayan biri olarak, sadece kendisi için değil, genç ve yetenekli kişilere de çalışma fırsatları yaratarak Türk sanatı için önemli bir rol oynamıştır. Gezen’in sadece sanatla ilgili hizmetleri değil, aynı zamanda sosyal hizmetleri de büyük takdir toplamıştır. 2007 yılında UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi olan Gezen, sosyal sorumluluk projelerine aktif katılım göstermiştir. Yaşamını sanata adamış olan Gezen, 70 yıl süren sahne hayatına 2023 yılında veda etmiştir. Ancak onun sanatta bıraktığı iz, genç nesillerin ilham kaynağı olmayı sürdürmektedir. Müjdat Gezen'in başarı hikayesi, gençlere azimli ve çalışkan olmanın nerede olursanız olun başarıyı getireceğinin en güzel örneklerinden biridir. Unutmayın ki, Müjdat Gezen gibi büyük bir sanatçı olmak için ihtiyacınız olan şeyler; tutku, azim ve çok çalışmaktır. Hedeflerinize ulaşmak için hiçbir zaman vazgeçmeyin!
